vesıyyet ~ وصيت
Lugat-ı Cudi - vesıyyet ~ وصيت maddesi. Sayfa: 1074 - Sira: 12

Lugat-ı Cudi, İbrâhim Cûdî Efendi Sözlüğü; vesıyyet maddesi. osmanlıcada vesıyyet ne demek, vesıyyet anlamı manası, vesıyyet osmanlıca nasıl yazılır. Osmanlıca sözlükte vesıyyet hakkında bilgi. Arapça vesıyyet ne demek. Arapça osmanlıca sözlük. Farsçada vesıyyet anlamı
Lugat-ı Cudi - وصيت vesıyyet ne demek. osmanlıca yazılışı anlamı manası..
vesıyyet ~ وصيت güncel sözlüklerde anlamı:
vasît ::: (a. s.) : aracı, hakem.
vasiyyet ::: (a. i. c. : vesâyâ) : bir kimsenin öldükten sonra yapılmasını istediği şey. Rükn-i vasiyyet : vasiyete delâlet eden şeyler.
vasiyyet-bi-l-galle ::: huk. [eskiden] bir kimsenin birine bir mülkünün, meselâ akarının gailesini vasiyet etmesi, [bu vasiyet, hem mûsînin hîn-i ve-fâtındaki mevcut gaileye, hem de musâleh saS oldukça tahaddüs edecek gailelere masruf olur]
vasiyyet-bi-l-haec ::: huk. [eskiden] bir kimsenin vefatından sonra nâmına haccedilmesi için yaptığı vasiyet, [sülüs-i mâlinden muteber olur]
vasiyyet-bi-l-muhâbât ::: huk. [eskiden] bir malı deîer fiyatından noksan ile satılmak üzere yapılan vasiyet [dörtyüz lira kıymetinde olan bir evin muayyen bir şahsa üç yüz liraya satılmasını vasiyet gibi]
vasiyyet-bi-s-sehm ::: huk. [eskiden] bir kimsenin bir şahsa veya bir cihete terikesinden lâalettâyin bir sehim vasiyet etmesi ki vereseden hiç birinin senimden zait olmamak üzere terikenin altıda biri musâleh'e âit olur.
vasiyyet-bi-s-semere ::: huk. [eskiden] bir kimsenin birine bağ ve bahçe gibi bir mülkünün semeresini vasiyet etmesi.
vasiyyet-bi-s-süknâ ::: huk. [eskiden] bir akarın süknâsını muayyen bir kimseye vasiyet etme. [terekenin üçte birinden muteber olurl.
vasiyyet-bi-sülüs-il mâl ::: huk. [eskiden] bir kimse tarafından : "malının üçte birini filân kimseye veya filân cihete vasiyet ettim" diye yapılan vasiyet,
vasiyyet-bi-ş-şart ::: huk. [eskideni bir şart ile mukayyet olan vasiyet. [meselâ : bir kimsenin : "ailemin nezdinde ikamet etmek üzere filân kadına yüz lira veriniz" diye vasiyet etmesi gibi.
vasiyyet-i gayri mürsela ::: huk. [eskiden] nısıf ve sülüs gibi bir kesir ile mukayyet olarak vuku' bulan vasiyet, [terikenin dörtte birini vasiyet gibi.]
vasiyyet-i muallaka ::: huk. [eskiden] şarta talik olunan vasiyet, [meselâ hasta olan bir kimse : "eğer ben bu hastalıktan ölürsem filân zâta şu kadar lira veriniz" demesi gibi]
vasiyyet-i mukayyede ::: huk. muayyen bir hâdise ile veya bir vakit ile yahut bir mekân ile takyîd-edilen vasiyet.
vasiyyet-i mutlaka ::: huk. muayyen bir hâdise ile, bir vakit veya mekân ile takyîd edilmiyen vasiyet.
vasiyyet-i mürsele ::: huk. [eskideni müşabihin miktarı muayyen olan yânî sülüs ve rubu' gibi bir kesirle mukayyet olmıyan vasiyet, [muayyen bir evi vasiyet gibi]
vasiyyet-li-l-ecnebî ::: huk. [eskiden] bir kimsenin vârisinden gayrî bir şahsa yaptığı vasiyet, [bu vasiyet müsînin vârisleri bulunduğu takdirde terikenin sülüsünden, bulunmadığı takdirde tamâmından muteber olur]
vasiyyet-li-l-vâris ::: huk. [eskiden] bir kimsenin kendi vârislerinden birine yaptığı vasiyet, [diğer veresenin icazetine mevkuf bulunur]
vasiyyet ::: vasiyet
vasît ::: (a. s.) aracı, hakem.